Sayfalar

15 Şubat 2014 Cumartesi

Ne Biliyoruz ki?

Güven bana hiç bir şey gerçek değil burada yazdığım kadar. O bakışlar, dokunuşlar, sarılmalar. Her şey bir maskenin eseri sadece. Ben yazıyorum, bilin diye görün diye, lanet olası maskelerini suratlarından teker teker düşürelim diye. Yalanlar.. Bizi aptal yerine koyan, aciz gören aciz insanların dillerinden çıkan yalanlar. Bilmiyorsunuz, hiçbir şey bilmiyorsunuz. İnanmak istediğimiz şeylere kendimizi inandırdığımızı, bilmiyorsunuz. Yaşamak istediğimiz hayatın senaryosunun yalancıların ellerinde un ufak edildiğini, bilmiyorsunuz.

 Yaşamak istediğimiz hayatı onların gözlerinin içinde kirletiyoruz. Tek bir bakışında, tek bir gülüşünde.. Sarılışında belki, belki de bir öpücük.. Nasıl da hemen ellerine veriyoruz hayatımızı, nasıl da teslim oluyoruz isteyerek. Tek bir maske mi bunun sebebi? Nasıl da inanmak istiyoruz onlara.. "Belki" diyoruz, "belki.."

 Belkilerin dönüştüğü keşkelerden hiç söz etmiyorsunuz. Bunu sizlerde benim kadar iyi biliyorsunuz. O "belki doğrudur"ların nasıl da "keşke inanmasaydım"a dönüştüğünü, biliyorsunuz.

 Hepimizin yaraları var. Hepimizin kendine göre, derin, acı verici, kanayan.

 Hepimizin kanatanları var. Hepimizin kendine göre, serin, hiç gitmeyen ama aslında gitmiş olan.

2 Şubat 2014 Pazar

Unuttuğun şeyler var.

Şimdi düşünüyorsun acaba nerede yine benim olan neyi unuttum diye. En başta kendini unutuyorsun başkalarını düşüneceğim diye. Birini sevmek mesela unutmaktır aslında bazı şeyleri. Sevmek dedim diye aklına hemen aşk gelmesin. Anneni öper gibi, ablana sarılır gibi bir şey düşün. Buradan birini sevmemeliyim gibi bir anlam çıkmamıştır umarım. Ben sevme demiyorum tabi ki sev ama hobi olarak sev. Yemek yemek, su içmek, nefes almak gibi sevme. Film izlemek, resim yapmak, şarkı söylemek gibi sev. Anladın mı? Kalbini dinlerken aklını unutuyorsun. Kalbin kiminse aklını da ona veriyorsun unutmayayım derken. Yanlış! Kalbin onun olabilir ama aklın senin. Unutma. Hayat sevmek kadar basit ama unutmak kadar da zordur. Her şey senin elinde o yüzden hiçbir şey unutulacak kadar değersiz değildir...